İlk yazımda demiştim ki “Bazı maçları sadece bir skorla anlatamazsınız. Kimisi yıllar sonra bile hafızayı tazeler, eski bir tanıdığı görmüş gibi. Aradan geçen on yıllara rağmen anlamını yitirmez.”.
Bugün ise bunu hatırlatmamın sebebi son günlerde Romanya ile fazla mesai yapmamız. Bilenleriniz vardır, hem futbolda hem hentbolda kritik kelimesinin anlamının sollandığı maçlar yaptık. Futbolda Dünya Kupası’na gidiyoruz. Düşünebiliyor musunuz? 2026 Dünya Kupası’nda biz de olacağız. 30 senede bir Dünya Kupası görmeyelim mi… O kadar uzun zaman oldu ki 2002’deki turnuvanın hissiyatını sandıklardan yeniden çıkarmış gibiyiz. O sene 7 yaşındaydım ve şimdi ise hatıralarımda geleceğe bu yazı taşıyacağım. Hepimiz sabaha karşı tek göz milli takım izlemek için yanıp tutuşuyoruz. İşte bu ruhumuzu ele geçiren nostaljik his, Lucescu’nun Romanya’sı ile yaptığımız maçla başladı.
Dediğim gibi son günlerde biraz fazla karşılaştık kendileriyle; Rumenleri bıktırmış gibi görünüyoruz. Erkek Hentbol milli takımımız ise 2027 Dünya Şampiyonası Elemeleri oynuyor. İkinci turdayız ve burada da rakibimiz Romanya idi. İlk maçı evimizde, Bolu’da 37-32 kaybettik. Çok fazla zorlandığımızı düşündüğüm bir maç değil aslında. Ancak sanırım en çok yaptığımız hatalar olan top kaybı ve boştaki oyuncuyu hemen görmemekten kaynaklanan top kaybı, ilk yarıyı da 19-15 geride kapatmamızı sağlayarak yenilmemize neden oldu. Bu kayıp bizi motive etmiş olacak ki deplasmandaki maçta genel oyunumuzda büyük farklar olmamasına rağmen anları oynamayı başardık. Aslına bakarsanız yıllardır süregelen o nostaljik özlem, bizi o anlarda tuttu bence. Çok uzun süredir avrupa ve dünya sahnelerinde varlık gösteremediğimiz, istediğimiz gibi yer alamadığımız aşikar. Hentbolun ülkemizde bu kadar çok sevilmesine ve tutkuyla oynadığımız şampiyonalar olmasına rağmen geçtiğimiz 50 senenin son 20 yılında buna yakışır mücadele göstermediğimiz ve ona göre de sonuç aldığımız ortada.
Şimdi ise rüzgarı tersine çevirebilecek milli takımlar genelinde bir vizyon ve hayalimiz var. Bunun kıymetini bilmek gerekiyor. Genç, dinamik ve arkadaş ortamının kurulduğu bir milli takımımız var. Elimizdeki bu kartı ilk kullanacağımız yer ise 2027 Dünya Şampiyonası. Öncesinde ise biraz önce söylediğim gibi elemeler var. Romanya ile deplasmanda oynadığımız maçı kritik anlarda ayakta kalarak kazanmıştık. Maç çok hızlı başlamadığı gibi kendi akışında ilerledi. Ta ki maçın son bölümü olan o son 10 dakikaya kadar… Açık söyleyeyim, nasıl izlediğimi bilmiyorum. Hala sorsanız nasıl tepkiler verdiğimden emin değilim… Hentbol oyun yapısı itibarıyla basketbol ve voleybol gibi çok dinamik. Sahada oynadığınız seti çok net bir şekilde görüyorsunuz. Bu da şahsen beni çok fazla içine çekiyor. Ki 50. Yıl Galası için yazdığım yazıda söylediğim gibi epey bi süredir “kalbimi hentbolun avuçlarına bırakmış gibiyim”. Son 10 dakikaya dönersek, hücumlar hızlanmıştı ve o akış içinde yapmamamız gereken hatalar yapıyorduk. Romanya oyuncularının da yaptığı benzer savunma ya da hücum hataları vardı ama o kayıpları, belki de top çalmaları değerlendirsek daha sakin geçirebilirdik son bölümü. Nihayetinde son dakikaya geldiğimizde, 5 golle uzatacak mıyız yoksa son golü atar mıyız dediğimiz o hücum… Öyle bir andı ki beraberliğe razıydık belki de; çünkü, öncesinde Romanya’nın bir pozisyonu da olmuştu. Dönüşünde ise artık son dakikanın son saniyeleri… 7 metre civarında top Koray Ayar’a verildi ve o hızlı hücum mükemmel de bir son saniye golüyle tamamlandı. Tur atlamıştık ve tarif edilemez bir mutluluktu. Dünya Şampiyonası’na bir adım daha yaklaşmıştık, ötesi yok. O kadar çok özlediğim bir histi ki… Ne yapacağını bilen 7 adam, ne yapacağını bilemeyen bir ülke yaratabilir.
Romanya ile milli takım seviyelerinde çok fazla karşılaştık. En büyük hayalim bu noktadan tutarak, hem futbolda hem hentbolda sabahlara kadar milli takım izlemek. Çocukluğumdan beri en sevdiğim ve beni en çok heyecanlandıran şey bu; ellerini iki yana açmış koşan bir oyuncu. Buralara alışkın olacağımız günler gelecek, buna inanıyorum. Umarım takımımız da birbirine inanmaktan ve o parıltıyı takip etmekten vazgeçmez. Çünkü, şampiyonların ışıltısı üstündedir.

