Üç Kaleci ve Seksen İki Seyircinin Hikayesi

Yazarımız Dr. Altay Atlı, Beşiktaş Mogaz'ın VELUX EHF Şampiyonlar Ligi'nde bu sezon evindeki son maçı olan THW Kiel karşılaşmasını Sinan Erdem Spor Salonu'nda izledi ve sizler için kaleme aldı.

TAKİP ET

Beşiktaş Mogaz'ın THW Kiel ile yaptığı maç, aslında şu aşamada mücadelesini verecek pek de bir şeyi olmayan iki takımın karşılaşmasıydı. Grup safhasının bitmesine iki maç kala Beşiktaş Mogaz'ın artık gruptan çıkamayacağı kesinleşmişti. THW Kiel ise halen teorik olarak dördüncülüğünü kaybetme ihtimali ile karşı karşıya olsa da pratikte gruptan istediğini almış durumdaydı. Bu duruma rağmen Sinan Erdem Spor Salonu'nda kıyasıya bir mücadele, keyifli bir maç izledik. 'İzledik' derken yine biz bizeydik. Maçın başlama düdüğüne birkaç dakika kala tribünlerdeki seyircileri tek tek saydık. 82 kişi… Güvenlik ve salon görevlileri hariç.

Seyircinin bu kadar az olmasına tabii ki üzülüyoruz. Ancak bu maçta şuna daha çok hayıflandım: keşke İstanbul’daki hentbol takımlarının, altyapıların genç kalecileri de tribünlerde olsaydılar, çünkü tam anlamıyla maç karşılıklı olarak kalecilerin düellosu şeklinde geçti. Muhteşem kurtarışlar, dönen toplarda kaleden başlatılan ve golle sonuçlanan hızlı hücumlar izledik. Misafir takımdan başlayacak olursak, Nikolas Katsigiannis belki de maçın adamıydı. Beşiktaş maçta üstünlüğü kurup hücumlarında etkili oldukça karşısında Almanların verdiği lakapla 'Katze'yi, yani 'Kedi'yi buldu. Her ne kadar Katsigiannis'in başarısı, Beşiktaş'ın golü bulamaması anlamına gelse de Katsigiannis'i izlemek büyük keyifti. Beşiktaş kalesi ise hiç de Alman kaleciden geri kalmadı. Maçın büyük kısmında sahada olan kaptan İbrahim Demir, bir hafta önce Paris deplasmanındaki başarılı oyununu sürdürdü. İbrahim, gerek Türkiye Ligi'nin gerekse Avrupa'daki müsabakaların en tecrübeli isimlerinden birisi. Kalecilik tecrübedir, kalecilik güvendir, kalecilik psikolojidir. Hepsi var İbrahim Demir'de ve bu maçta da en kritik anlarda devreye girmesini bildi. Maçın son kısımlarında 43. dakikadan itibaren kaleyi devralan yeni transfer Nikolay Sorokin ise iyi devam etti. Sorokin'i henüz ancak birkaç maçta izleyebildik. Rus milli takımında da forma giyen tecrübeli kaleci istikrarlı bir görüntü sergiliyor. O kaledeyken kötü sürprizlerle karşılaşmayacağınızı hissedebiliyorsunuz.

Beşiktaş – THW Kiel maçı, bu üç kalecinin ön palanda olduğu bir karşılaşma olarak geçti. Maça Beşiktaş son derece tutuk başladı, ilk on beş dakikada pek bir varlık gösteremedi. Kiel, maçın başında durumu 3-0 yaptı, pivot pozisyonun iyi kullanarak Beşiktaş'ın tutuk savunmasındaki boşluklardan yararlanarak goller buldu. Maçın 15. dakikasında Kiel, 10-5 öndeydi. Bu dakikadan itibaren Beşiktaş toparlanamaya başladı. Nemanja Pribak-Tolga Özbahar hattından goller üretilmeye başlandı, Kiel'in hücumdaki top kayıplarına hızlı hücumlarla karşılık verildi ve 20. dakikada fark bire kadar indi.

İlk devrenin sonlarında Kiel, tecrübesinin konuşturdu, İspanyol Juan Canellas Reixach ve İsveçli Niklas Ekberg'in golleriyle tekrar üstünlüğü ele aldı ve devreyi de 17-14 önde kapattı.

İkinci devre de her iki takımın kalesini koruyan isimler işlerini en iyi şekilde yapmaya devam ettiler. Kiel'in bu devre hücumlarda daha etkili olduğu görüldü, ancak Beşiktaş Ramazan Döne ve Darko Djukic ile karşılık vermesini bildi. Devrenin ortalarına kadar Beşiktaş üç farkı koruyabildi, ancak maçın son kısımlarında enerji düşünce fark biraz daha açıldı ve Kiel sahadan 32-27 gelip ayrıldı.

Bu maçta Beşiktaş antrenörü Müfit Arın, takımın Ömer Mercan ve Oğulcan Güney gibi genç isimlerini uzun sürelerle sahada tuttu. Genç yaşlarına rağmen Kiel gibi devler karşısında ayakta durmayı bilen bu isimler gelişimlerini bu çizgide sürdürürlerse ileride büyük işler yapacaklar.

Kiel maçı bu sezon Beşiktaş'ın VELUX EHF Şampiyonlar Ligi'nde kendi sahasında oynadığı son maçtı. İstanbul, bu sezon için Avrupa'ya veda etti. Buruk bir veda, acı bir 'güle güle' oldu bu. Her yazıda seyirci azlığından şikayet edecek değiliz, ancak susmaya da gönül el vermiyor. Bu sefer dilerseniz Kiel antrenörü ve oyuncularının konuyla ilgili maç sonrası basın konferansında söylediklerine ve ertesi gün alman basınında yer alan demeçlere bakalım ve boş tribünlerimiz Avrupa'dan bakınca nasıl görünüyor, onu bir değerlendirelim.

Antrenör Alfred Gislason: 'Tabii ki ben kendi adıma memnunun seyircinin olmamasından. Ama Beşiktaş çok daha büyük bir taraftar kitlesini hak ediyor.'

İdareci Thorsten Storm: 'Bugün salonda seyirciden çok oyuncu var gibiydi. Önemli olan tabii ki bizim için iki puanı almış olmak ve sakatlık olmadan sahadan ayrılmak.'

Domagoj Duvnjak: 'Tribünler mi? Tam bir felaket! Böyle bir şeyi Şampiyonlar Ligi'nde ilk kez yaşadım.'

Nikolas Katsigiannis: 'Komikti, ama kendimi yine motive edebildim, çünkü bana ihtiyaç duyulduğunda takımıma yardım etmek istiyorum. Açıkçası tribünler benim için çok fark etmiyor.'

Kieler Nachrichten gazetesi: 'Işıklar yanmıyor olsa, evde kimse yok herhalde diye düşünürdünüz. Dünya hentbolunun en lüks liginin en tepedeki gruplarında oynanan bir maç gibi değildi. 16,500 kişilik tribünlerde 80 kişi kayboluverdi. İstanbul'un bu yağmurlu Çarşamba akşamında EHF'nin Şampiyonlar Ligi, şeffaf olmayan keyfi formatıyla artık iyice saçma bir hale geldi.'

Durum bu… Beşiktaş Mogaz'ın EHF Şampiyonlar Ligi deneyimi Türk hentbolu için bir devrim niteliğindedir. Seyirci sorunu yüzünden bu kazanımın yitirilmesini istemiyorsak, tüm hentbol camiası olarak ele ele verip şimdiden gelecek sezon için hazırlanmaya, fikir üretmeye, bu fikrileri somutlaştırmak için yol haritalarımızı belirlemeye başlamalıyız.


//

Bakmadan Geçme